Creative Swap – Sosyal medya yetkinliği Türkiye-Almanya değişimiyle buluşuyor

Gençlik Köprüsü Türkiye-Almanya’nın çevrimiçi programı “Creative Swap” (Yaratıcı Değişim), sosyal medya becerilerinin güçlendirilmesi ve kültürlerarası değişimi birleştirmektedir – dijital, ücretsiz ve öğretmenlere zahmet vermeyecek şekilde.

Atölye çalışmasında öğrenciler medya kullanımlarını yansıtır, Instagram örneği üzerinden sosyal medya kullanımının yeni yollarını dener ve dijital alanda güvenle hareket etmeyi öğrenirler. Katılımcılar, uzmanlar rehberliği altında fikirlerini fotoğraf projelerinde yansıtır, temel fotoğraf tekniklerini öğrenir ve kendi çevrimiçi sergilerini oluşturur.

Creative Swap, “Friendzone.Studio” ajansı tarafından tasarlanan ve organize edilen bir Gençlik Köprüsü Türkiye-Almanya projesidir. Goethe-Institut İstanbul ile işbirliği içinde uygulanmaktadır. Program, 2016 yılında Eğitim Bakanları Konferansı (KMK) tarafından kabul edilen “Dijital Dünyada Eğitim” stratejisinin yeterlilik çerçevesine dayanmaktadır. Atölye çalışmaları 2021 Aralık ayına kadar devam edecektir.

Kamerayla ve yaratıcılıkla

Adana’daki Ramazan Atıl Anadolu Lisesi ile Düsseldorf’taki Friedrich-Rückert-Gymnasium arasındaki değişim programlarına içgörüler

Değişim programları ve sergiler de dijitalleşiyor: Gençlik Köprüsü Türkiye-Almanya tarafından teşvik edilen Türkiye-Almanya değişim projesi “Creative Swap” bunu kanıtlamaktadır. Türkiye ve Almanya’dan öğrenciler, ortaklaşa uygulanan dijital bir sergi sayesinde sadece sosyal medya ve fotoğrafçılık hakkında bir şeyler öğrenmekle kalmayıp aynı zamanda partner ülkedeki akranlarının yaşam dünyaları hakkında otomatik olarak bilgi de ediniyorlar ve bunların hepsi okul derslerinin bir parçası olarak.

Hem Adana’da hem de Düsseldorf’ta sıcaklıklar 30 dereceyi geçmiş halde ve buna rağmen 40’a yakın genç bilgisayar başında bir araya gelerek “Creative Swap” projesinin son çalıştayında yer almaktan geri kalmıyor. Toplam dört çevrimiçi etkinlikte, Türkiye ve Almanya’dan gençler -tamamen dijital bir ortamda- sosyal medya ve fotoğrafçılık hakkında bir şeyler öğrenip birlikte bir sergi oluşturuyorlar. Adana’daki Ramazan Atıl Anadolu Lisesi ile Düsseldorf’taki Friedrich-Rückert-Gymnasium arasındaki bu değişim programında her şey “İnternette Nefret” ana başlığı altında yürütülüyor.

Ancak ciddi konulara değinmeden önce buluşmanın başında, “Hangi süper gücün olsun isterdin?” sorusuyla ortam rahatlatılıyor. Her ülkeden bazı katılımcılar kendilerini ışınlamak istediklerini söylüyor. Tercihen doğrudan sahile! Seher, görünmez olmak istediğini söylüyor. Kerem, zamanda yolculuk yapıp İkinci Dünya Savaşı’nı durdurmak istiyor. Gençlerin büyük hedefleri olduğu, sadece süper güce sahip olma hayallerinden değil, aynı zamanda dört hafta içinde değişim programında ortaya koydukları sonuçlardan da anlaşılıyor: “İnternette Nefret” konulu, içerik ve sanatsal yönden görülmeye değer, dijital bir sergi.

Büyük konular, derin sembolik güç

Katılımcılar bu cuma gününde son kez dijital ortamda, nihai sonuçlar hakkında birbirlerine bilgi sunmak için buluşuyorlar. Türkiye ve Almanya’dan gençlerin kendilerini fotografik otoportreler ile ifade edebildikleri, kamera ve akıllı telefon kullanarak pratik yaptıkları bir ilk proje aşamasının ardından iki uluslu küçük gruplar halinde fotoğraf serileri oluşturdular.

Türkiye ve Almanya’dan gençler, zorlu konular karşısında geri adım atmayıp kabul görme, cinsiyet eşitliği ve dayanışma gibi büyük meseleleri sanatsal bir şekilde ele aldılar. İster Adana’da ister Düsseldorf’ta olsun: Bunlar, gençleri harekete geçiren ve onları ulusal sınırların ötesinde birbirine bağlayan konular gibi görünüyor. Gençler, fotoğraflarında sembolik unsurları kullanarak, küresel işbirliği için diledikleri derin mesajları iletiyorlar: “Kabul görme konulu resimlerimizde her resimde rengârenk bir detay var. Bu, birlik olduğumuzu, çok kültürlü olduğumuzu ve tek bir renkle yetinmeyeceğimizi gösteriyor,” diyor Maissa, grup projesini tanıtırken. Fotoğraf serilerinde gök yüzünü merkezi bir ortam olarak kullanan Wiktoria ve grubu da aynı şeyleri hissediyor: “Bu, hepimizin aynı gökyüzü altında olduğumuzu ve hepimizin eşit olduğu ve eşit haklara sahip olmamız gerektiğini ifade ediyor,” diye açıklıyor. “Biliyorum, biraz saçma gibi gelebilir,” diye gülerek ekliyor.

Proje yöneticisi Marie Hartlieb ile birlikte atölye serisini yürüten Berlin’deki friendzone.studio’dan fotoğrafçı Charlotte Schmitz çok etkilenmiş: “Profesyonel bir fotoğrafçı olarak benim için bile bu soyut konuları görselleştirmek zorlayıcı olabiliyor. Gençlerin çalışmaları, projeleri kolektif olarak uyguladığınızda ne kadar çok güç ve ilham kaynağının ortaya çıktığını gösterdi.” Uzmanlığı ile gençleri ışık, altın oran ve daha pek çok konuda fotoğrafçılık alanından bilgiyle buluşturdu ve genç yetişkinlerin yaratıcılığı ve öğrenme sevinci onu heyecanlandırdı.

Yeni beceriler, yeni arkadaşlar

Katılımcılar da fotoğrafçılık projesinden birçok şey öğreniyor. “Atölyelerde detaya dikkat etmeyi öğrendim ve konularımızı kendimiz seçebildiğimiz için yaratıcılık yönünden özgüvenimin arttığını hissetim,” diye anlatıyor Amelie. Kendi kendine organize olma ve dijital işbirliği eğitimleri de ihmal edilmedi: Gençler WhatsApp aracılığıyla fikir alışverişinde bulunup resimler hakkında birbirlerine fikir beyan edip düzenlemeler yapıyorlar. “Bu aynı zamanda yöneticilik becerilerimi de güçlendirdi,” diyor Melda. Öğrenciler, sergilerinde ayrıca “İnternette Nefret” konusunu yoğun bir şekilde ele alıp bununla mücadele etmek için ipuçları sundular: Örneğin, nefret dolu yorumlara olumlu mesajlarla karşılık vermeye ne dersiniz?

Katılımcıların çoğu için, değişimin kültürlerarası unsuru da çok özeldi: “Farklı ülkelerden insanlarla çalışmak ve aynı yerde olmasanız bile birlikte bir şeyler ortaya koymak heyecan vericiydi,” diyor Svenja. Elif Naz da bu deneyim için minnettar: “Türkiye dışından biriyle doğrudan İngilizce konuşabilmek benim için bir ilkti. Bu sadece dilimi geliştirmekle kalmadı, burada yeni arkadaşlar da edindim.”

Projenin bu değişim özelliği iki organizatör için özellikle önemli: “Biz de bir değişim programı sırasında tanıştık, bu yüzden böyle bir şeyin hayatı nasıl değiştirebileceğini biliyoruz,” diye anlatıyor Charlotte Schmitz. “Pandeminin başlangıcında, Türkiye ile Almanya arasındaki yakın bağlantının kopmasına izin vermek istemediğimizi, bunun yerine dijital değişim kanallarını etkinleştirmek istediğimizi biliyorduk,” diye ekliyor Marie Hartlieb. “Gençlerin yeni bağlamlarda bir araya gelme ihtiyacının ne kadar büyük olduğu ve pandeminin gençleri ne kadar sert vurduğu çok net bir şekilde görülüyor.”

Dijitalden analog alana

Önceden ortak projelerde yer almış Türkiye ve Almanya’daki okulların öğretmenleri de bu projeden çok etkilenmiş: “Zaten stresli olan bu eğitim yılına rağmen öğrencilerin tüm beklentilerimizi nasıl aştığını görmek harikaydı,” diye anlatıyor öğretmen Tim Berswordt-Wallrabe.

Pandemi sırasında bir acil çözüm olarak başlayan çalışmalar, Türkiye ile Almanya arasında değişim projeleri için okul derslerine kolayca entegre edilebilecek kolay erişimli etkinlik önerileri olarak devam edebilir: “Proje, günlük okul yaşamının geri kalanına bakarak bir değişiklik sağlamayı başarıp birçok düzeyde yeni fikir önerileri ortaya koyabildi,” diyor Tim Berswordt-Wallrabe. Adana Ramazan Atıl Anadolu Lisesi’nden Sebla Döner de Türkiye’de Creative Swap’ın müfredata ne kadar başarılı bir şekilde dâhil edildiğinin altını çiziyor: “Akademik eğitime ek olarak okul müfredatı, değerler aktarımını da içeriyor. Bu değerlerden bazıları, Creative Swap projesinin hedefleriyle tam olarak örtüşmektedir: Adalet, dostluk, dürüstlük, özdenetim, saygı.” Tim Berswordt-Wallrabe “Creative Swap”’ın günlük okul yaşamına entegre edilmesi için birçok farklı yolun olduğuna inanıyor. “İster bizimki gibi konuya özel bir proje kursunda veya örneğin dil eğitimi olarak İngilizce derslerinde olabilir: Böyle yaratıcı bir projenin birçok yerde yapılabileceğini düşünüyorum.”

Tim Berswordt-Wallrabe, özellikle sosyal medya entegrasyonunun gençlere ulaşılabilecek ve onlara ilham kaynağı sunabilecek bir ortam olduğunu ekliyor: “Projede sosyal medya, gençlerin dünyasının doğal bir parçası olarak günlük okul yaşamına entegre edilmiş, duyarlı bir kullanım konusunda eğitim verilmiş ve sosyal medya olumlu bir bakış açısıyla ele alınmıştır.”

Dijital ortamdan yola çıkarak yüz yüze formatlar da bunun devamını getirebilir: Charlotte Schmitz, çekilmiş fotoğrafların ilgili okullarda sergilenmesini öneriyor, Düsseldorflu öğrencilerin bir kısmı proje derslerini belgelemek için şimdiden bir kitap üzerinde çalışıyorlar bile. Ve elbette herkes gelecekte yeni arkadaşları ve yerleri sadece kamera merceğinden değil, kendi gözleriyle tekrar görmeyi çok istiyor.

Instagram’daki çevrimiçi sergileri buradan gezebilirsiniz. 

İşbirliği:

ÖNCEKİ KARŞILAŞMALARIN FOTO GALERİSİ